Fibromiyalji Sendromu

Sendrom, tıpta bulgular topluluğuna verilen isimdir. Fibromiyaljide bir grup bulgunun fibromiyalji_2(semptomun) birlikte olması durumudur. Fibromiyaljinin kelime anlamı kaslarda, bağlarda, tendonlardaki ağrıdır. Birçok hasta vücutlarındaki yaygın ağrıdan şikayetçidir. Kaslarında çekilme hissi veya ağır bir efor sonrasındaki ağrıyı kişi hisseder.

Fibromiyalji kadınlarda daha sık rastlanır. Her yaşta rastlanabilir. Semptomların şiddeti kişiden kişiye değişmektedir. Fİbromiyaljide bulunan semptomlar;

Ağrı

Fibromiyaljide görülen ağrıda belirli bir lokalizasyon ve karakter mevcut değildir. Hastalar derin kas ağrıları, yanma, burulma gibi değişik karakterde ağrı tanımlarlar. Özellikle sabah saatlerinde ağrı ve kas tutukluğu daha fazladır.

Yorgunluk

Hastalar bir yorgunluk hissinden şikayetçidirler. Bu yorgunluk genelde beyinsel bir yorgunluk olarak tanımlanır. Enerjisi çekilmiş gibi hissederler. Bazı hastalar yaşadıkları yorgunluğu kol ve bacaklarına sanki beton bloklar bağlanmış gibi tanımlarlar.

Uyku Bozuklukları

Bir çok fibromiyalji hastasında alfa-EEG bozukluğu olarak isimlendirilen uyku sorunları vardır. Bu belirti, uyku labaratuvarlarında yapılan çalışmalar ile ortaya konmuştur. Bu kişiler uykuya kolayca dalmalarında rağmen sanki uyumuyormuşçasına ortaya çıkan beyin aktiviteleri nedeni ile derinleşememektedir. Yani hastaların yarı yarıya uyudukları söylenebilir. Birçok vakada hasta ile karşılaşan doktor uyku testlerini imkansızlıklar nedeni ile isteyemez. Genelde hastalar bu durumu uykudan uyandıklarında sanki bir ağır bir iş yapmış gibi dinlenmeden kalktıklarını söyleyerek belirtirler.

Fibromiyalji hastalarında başka uyku sorunları da görülebilir, örneğin; uykuda kolların bacakların ani olarak sağ sola atılması, diş gıcırdatmak.

Barsak Sorunları

Konstipasyon (kabızlık), diare (ishal), sık sık karın ağrısı, gaz çıkartmak ve mide bulantısı fibromiyalji hastalarında sık rastlanan bulgulardır.

Kronik Başağrısı

Tekrarlayan migren ve tansiyon tipi baş ağrıları, fibromiyaljik hastaların %50’sinde görülen semptomdur.

Temporomandibüler (Çeneler Arası Eklem) Eklem Sorunları

Alt ve üst çene arasında yer alan eklemin fonksiyon bozukluğu da bir sendrom olarak bilinir. Yüzde ve başta şiddetli ağrılar duyular. Fibromiyalji hastalarının %25’inde bu tip sorunlara rastlanmaktadır.

Değişik Kimyasal Maddelere Karşı Hassasiyet

Parlak ışık, değişik kokulara, gürültüye, bazı ilaçlara ve değişik besinlere karşı bir hassasiyet, fibromiyalji%50 oranında fibromiyalji hastalarında görülür.

Diğer Semptomlar

Dismenore (ağrılı adet görmek), ğögüs ağrısı, adele tutuklukları, hafıza kayıpları, duyu sorunları, karıncalanma, kas seyirmeleri, sık idrara gitmek, deri hassasiyeti, göz kuruluğu ve ağız kuruluğu.

Fibromiyalji Tablosunu Olumsuz Etkileyen Faktörler

Bir çok faktör fibromiyaljinin ortaya çıkışını veya tablonun ağırlığını değiştirebilir. Havaların soğuması, kapalı ve kasvetli havalar, soğuk gibi iklimsel koşullar bile bu sendromun görülmesi için yeterli sebep olabilr. Stres, depresyon, sıkıntılar, aşırı yorgunluklar ve insanın moral değerlerini olumsuz olarak etkileyen tüm faktörler, fibromiyalji için kötüleştirici faktör olabilir.

Fibromiyalji’nin Sebepleri

Bu konuda bir çok düşünce ortaya atılmıştır, bazı virüsler veya bazı hastalıkların görülmesi (romatoid artrit, lupus ve hipotiroidizm gibi), trafik kazaları sebep olarak ileri sürülmüştür. Ancak bütün bu etmenlerin asıl neden olmadıkları ve hastalığın altında yatan fizyolojik etmeni uyandırdıkları düşünülmektedir. Böyle bir sendroma ne neden olabilir? sorusunun yanıtı beyindeki bilgi taşıyıcı nörotransmitterler de denilen bilgi taşıyıcı moleküllerde saklı olduğu düşünülüyor. Nörotransmitterlerden noradrenalin, serotonin ve P maddesi seviyelerinde değişmeler olduğu bilinmektedir. Büyüme hormonu ve kortizol hormonununda miktarlarının bu hastalarda değiştiği bildirilmiştir.

Tedavi

Fibromyalji kronik bir durumdur, uzun süreli bir hastalık olmasına rağmen zamanla birçok hasta semptomlarından kurtulmaktadır ve bir kısmında ise hiçbir şikayet kalmamaktadır.

Bu sendromun tedavisinde ağrı ile mücadele ve kaliteli bir uyku sağlanması tedavideki ilk yaklaşımdır. Vücut serotonin seviyesini yükselten, depresyon gibi durumlarda da kullanılan ilaçlar tedaviye başarı sağlar. Ağrı ile mücadelede Steroid olmayan şişlik gidericilerden uzman doktorlar tarafından önerilmektedir, yetersiz kalındığı durumlarda ağrılı noktalara enjeksiyon ile lokal ağrı gidericiler verilmektedir. Hafif egzersiz programları da hastalar için iyi sonuçlar vermektedir.

Endometriozis

Endometriyum, uterus (rahim) içini örten ıslak, sümüksü zardır. Endometriyum, menstürel siklusun (adet görme) en önemli olduğu yerlerden biridir. Menstürel siklusu yöneten hormonlardaki artış, endometriyumun kalınlaşmasına, damarsal yapılarının artmasına ve ıslaklığını sağlayan salgıların da çoğalmasına neden olurlar. Aynı hormonların gebelik olmadığında birden azalmaları ile, uterus (rahim) içine dökülerek adet kanamasını oluştururlar. Endometryum hücreleri olmaları gereken yer (uterus iç duvarı) dışında da bulunurlarsa buna endometriyozis denir. Bu hücreler menstürel siklusu yöneten hormonlaretkisi ile önce kalınlaşırlar, damarları artar ve daha çok salgı bezi oluşturlarken, hormonların adet kanaması için birden azaldığı dönemlerde de uterus içindeki hücreler gibi kanayarak dökülürler. Coğu zaman ortaya çıkan kan ve döküntünün gidebileceği yer yoktur, sorunlar yaşanır.

Endometriyozis en sık;

  • * Fallop borularında (kısırlığa neden olabilir)
  • * Uterusu yerinde tutan bağlarda
  • * vagina ve rectum arasında kalan alanda (Douglas cebi)
  • * Uterusun dış yüzünde
  • * Pelvis boşluğunda görülür.

Daha az sıklıkla da

  • * bağırsaklar
  • * rektum
  • * idrar kesesi
  • * vagina
  • * vulva’da görülür.

Bazen çok ilginç tablolara da neden olabilir. Eğer endometriyozis göz yaşı bezlerinde yer alırlarsa, o kadında menstürasyon zamanı göz yaşı kanallarından da adet kanaması benzeri kanama görülür.

Endometriyozis Bulguları

Endometriyozisin görüldüğü yere bağlı olamak üzere, her kişide farklı bulgular görülür. Genelde her hastada da saptanan bulgular; menstürel siklustaki düzen bozukluğu, alt karın bölgesi ve sırtın alt kısımlarında ağrıların görülmesi ve infertilite’dir (kısırlık).

Çok büyük endometriyoz olan kadınlarda ciddi bulgular görülmezken, tam aksi olarak, çok küçük alanlarda endometriyozisi olanlarda çok ciddi ağrı ve bulgular olabilmektedir.

Tanı

Genelde hasta şikayetlerinin dinlenmesi ve fiziksel muayenelerin yapılması tanıda yardımcıdır. Kesin tanı için uzman doktorlar tarafından lapaoskopi uygulanır.

Tedavi

Hastanın genel sağlık koşulları, endometriyozisin yeri ve büyüklüğü, gebelik konusundaki hastanın istekleri, bazı ilaç ve tedaviler konusunda hastanın yaklaşımlarını göz önüne alan hekim tarafından:

Yumurtalıkların fonksiyonlarını baskılayıcı, emdometriyozisin gelişme ve büyümesine engel olacak ilaçlar,

Hormonlar ile Baskılama Tedavisi

Laparatomi ismi verilen laparoskopide de kullanılan aletler yardımı ile yanlış yerleşim gösteren dokuların, normal dokulara zarar vermeden çıkarılması

Histerektomi denen ve uterusun, çoğu zamanda yumurtalıklar ile birlikte çıkartıldığı operasyonlar uygulanır.

Diş Eti Hastalıkları

Periodontal hastalıklar, her dört kişiden üçünü yaşamlarının bir döneminde etkileyerek dişlerin kaybına neden olmaktadır. Periodontal hastalıklar zamanında teşhis edilirse başarılı bir biçimde tedavi edilebilir. Bu broşür, periodontal hastalıkların nedenleri, tedavisi ve korunma yolları hakkında sizlere rehber olması amacıyla hazırlanmıştır.

Dişeti hastalıklarının tedavisi ve onlardan korunma, sağlığımız açısından çok önemlidir. Doğal dişlerinizi koruduğunuz sürece daha rahat çiğneyebilir ve daha iyi bir sindirim yapabilirsiniz. sağlıklı bir gülümsemeye kavuşarak, görünüşünüzün doğal parçasını korursunuz. Gelecekte dişlerinizle ilgili başınıza gelebilecek pekçok sıkıntılı işlemden kurtulduğunuz gibi paranızı tasarruf edebilirsiniz. İyi bir görünüm ve kendinizi iyi hissetmeniz için, doğal dişlerinizin yerini hiçbirşey tutamaz.

Periodontal Hastalık Nedir?

Dişlerinizin etrafındaki destek dokularını ve dişetlerinizi etkileyen hastalıklara periodontal hastalıklar ismi verilmektedir. Periodontal hastalıkların ilk safhası olan gingivitiste dişlerin etrafını saran dişetleri kızarır, şişer ve kolayca kanar. Hastalığın bu safhası fazla sıkıntılı olmamakla beraber hastalık tedavi edilmezse, dişetleri ve dişlerin etrafındaki kemik dokusunda geri dönüşü olmayan zararlar ortaya çıkabilir ve periodontitis gelişebilir. Periodontitis, periodontal hastalıkların ilerlemiş bir safhasıdır. Dişlerin ağızda durmasını sağlayan destek dokuları ve kemik harap olur.Dişlerin etrafındaki kemik kaybı nedeniyle derin cepler oluşur. Hastalık geliştikçe dişler sallanmaya başlar ve sonuçta dişin çekilmesi gündeme gelir.

Dişeti Hastalıklarının belirtileri Nelerdir?

Dişeti hastalıklarının pek çok belirtisi vardır. Aşağıdaki belirtileri saptarsanız dişhekimine başvurunuz.

  • * Diş fırçalaması sırasında dişetlerinde kanama
  • * Kırmızı, şiş ve dokununca kanayan dişetleri
  • * Dişetlerinin dişlerden ayrılmaya başlaması
  • * Sürekli kötü ağız kokusu
  • * Dişetleri ve dişler arasından cerahat gelmesi
  • * Dişlerin sallanması ve birbirinden ayrılması
  • * Isırma durumunda dişlerinizin kapanışındaki değişim
  • * Hareketli protezlerinizin kapanışında değişim

Yukarıdaki belirtilerin hiçbirisi olmaksızın da dişeti hastalığı olabilir. Dişeti hastalıklarının ana nedeni, dişlerin üzerinde oluşan genellikle sarımsı-gri renkli organik eklentiler olan bakteri plağıdır. Sağlıklı bir ağız için esas olan, dişlerin üzerinde oluşan bakteri plağının günlük temizliklerle ortamdan uzaklaştırılmasıdır.

Sağlıklı Diş ve Dişetleri

Bakteri plağı kaldırılmazsa sertleşir ve diştaşı ya da tartar olarak isimlendirilen birikintiler oluşur. Plaktaki bakteriler tarafından üretilen toksinler (zararlı maddeler) dişetlerine zarar verir. Toksinler dişetlerin etrafındaki destek dokularını yıkar, dişlerden uzaklaşır, oluşan periodontal ceplerde daha fazla bakteri plağı birikir. Periodontal hastalık geliştikçe cepler daha da derinleşir. Bakteri plağı dişlerin açığa çıkmış kök yüzeylerine yapışır. Dişlerin kemik desteği yok olur ve tedavi edilmeyen dişler sallanmaya başlar ve sonunda çekilir.

Dişeti hastalıklarına neden olan diğer unsurlar nelerdir?

Periodontal hastalıkların ana nedeni bakteri plağı olmakla beraber, diğer unsurlar da dişetlerinizin sağlığını etkileyebilir

Beslenme biçimi ve tütün kullanma ağız sağlığınızı etkilemektedir. Besleyici değeri düşük bir diet vucudun hastalıklara karşı mücadele gücünü azaltmaktadır. Ayrıca, stres vucudun hastalıklardan korunma kabiliyetini etkileyebilir. Tütün kullananlar, kullanmayanlara göre, dişetlerini daha fazla tahriş etmektedirler. Lösemi, AIDS gibi vücudun savunma sistemini etkileyen hastalıklar dişetlerinin durumunu daha kötü bir hale getirebilir. Kişilerin enfeksiyona çok açık olduğu, kontrol altında olmayan diabet gibi durumlarda dişeti hastalığı genellikle çok daha şiddetlidir ve kontrol altına alınması daha güçtür.

Hamilelik sırasındaki hormon değişimleri, dişetlerinin daha kırmızı, bakteri plağına karşı daha duyarlı bir hale gelmesine neden olur. Erken safhalarında bulunan varolan bir dişeti hastalığı özellikle hamilelik döneminde daha da şiddetlenebilir.

Doğum kontrol hapları, antidepresanlar ve bazı kalp ilaçları ağız sağlığınızı etkileyebilir.

Genel sağlığınızdaki en ufak değişimleri dişhekiminize bildiriniz.

Dişeti hastalıkları nasıl teşhis edilir?

Dişhekimleri dişetlerinin genel görünümünden şüphelendikleri zaman periodontal sonda adı verilen bir alet ile diş ile dişeti arasındaki dişeti cebinin boyunu ölçerler. Yetişkinlerdeki her ağız içi muayenesinin bir parçası olarak periodontal muayene yapılmalıdır. Dişlerin etrafındaki kemik dokusunu değerlendirmek için röntgen filmler alınabilir.

Dişeti hastalıklarından nasıl korunabilir?

Periodontal hastalıkların önlenmesinde önemli rol oynayabilirsiniz. Yaşam boyu dişlerinizi ağızda tutmak için bakteri plağının, diş fırçalaması ve diş ipi kullanılması ve kimyasal ajanlarla düzenli olarak hergün, dişlerden uzaklaştırılması gerekmektedir.

Yukarıda sayılanlara ek olarak dişhekimine düzenli gidilerek kontrollerin yaptırılması son derece önemlidir. Günlük ağız bakımı diş taşlarının oluşumunu en az seviyede tutmakla beraber tamamen önleyememektedir. Bir dişhekimi tarafından yapılacak diş taşı temizliği; sizlerin diş fırçası, diş ipi ile temizleyemediğiniz bölğelerdeki sertleşmiş diş taşlarının ortamdan uzaklaştırılmasını sağlar. Diş taşlarının kaldırılmasına diş taşı temizliği ismi verilmektedir. Dişhekiminizin sizin özel gereksinimlerinize göre kişisel bir ağız bakım planı yapabilir. Bu programla dişleriniz ile dişetlerinize zarar vermeksizin diş fırçalamayı ve diş ipi kullanmayı uygulayabilirsiniz.

Dişhekimini düzenli ziyaret ederek ağız sağlık ürünleri hakkında dişhekiminizden öneriler alabilirsiniz. Piyasada pek çok çeşit diş fırçası, diş ipi, ağız gargaraları ve dişler arası temizleyicileri bulunmaktadır. Diş hekiminiz size en uygun olan ürünleri seçmenizde yardımcı olacaktır.

Dişeti hastalıklarının erken safhalardaki tedavisi genellikle diş taşı temizliği ve kök yüzeyi düzleştirmesidir. Bu aşamalarda dişlerin etrafındaki ceplerden bakteri birikintileri ve diş taşları uzaklaştırılır ve kök yüzeyleri düzleştirilir. Bu işlemlerle iltihaba neden olan bakteriler ve toksin maddeler ağızdan uzaklaştırılır. Dişeti hastalıklarının erken safhalarında uygulanan bu işlemler genellikle yüz güldürücü sonuçlar için yeterli olmaktadır.

Daha ilerlemiş vakalarda cerrahi müdahele gerekebilir. Cerrahi müdahelenin amacı; derin ceplerdeki diştaşlarını ve hastalıklı dokuları ortamda uzaklaştırarak iyileşmenin olabilmesi için kök yüzeylerini düzleştirmek ve dişetlerine kolay temizlenebilmesi için şekil vermektir.

Tedavilerden sonra periodontal hastalar periyodik olarak görülmelidir. Periodontal tedavi ile elde edilen olumlu sonuçları korumanın tek yolu dişlerin fırçalanması, diş ipi ve bakteri birikintilerini ortamdan uzaklaştıran kimyasal ajanların düzenli olarak kullanılmasıdır. Ve en önemlisi dişekiminin önerdiği aralıklarla kontrolünüzü yaptırmaktır.

Periodontal Tedavileri Kimler Yapar?

Tüm dişhekimleri periodontal hastalıkları tanımlayıp erken dönemdeki dişeti hastalıklarını tedavi edebilirler. Bazı dişhekimleri ise ilerlemiş periodontal hastalıkları tedavi edebilecek ek bilgi birikimine ve tecrübeye sahiptirler, bu konuda uzmanlaşmışlardır. Bu bilgi birikimine sahip dişhekimleri periodontist olarak isimlendirilmektedir. Dişhekimi, gerekirse hastalığın bir uzman tarafından tedavi edilmesi gerektiğine inanır ve hastayı bir periodontiste gönderebilir. Periodontal hastalıkların tedavisi ile beraber, dişlerinizin düzenli fırçalanması ve düzenli dişhekimi ziyaretleri ile yaşam boyu sağlıklı dişler korunabilir.

Kürtaj Olmak

Kürtajın Türkiye’de yasal hale gelmesi ile birlikte yasal olmadığı döneme göre operasyon sırasında meydana gelen ölümlerde azalma görüldü. SAADET USLU/ÖZLEM GÜVEMLİ

Kürtaj, sadece evli kadınların değil, bekâr bayanların da kullandığı bir ”doğum kontrol!” yöntemi haline geldi.Kadın kuruluşları 1983 yılında kürtajın Türkiye’de yasal hale gelmesi ile birlikte kadının bedenine sahip çıkmaya başladığını ve kürtajın yasal olmadığı dönemde doğum sonlandırma sırasında meydana gelen ölümlerde azalma olduğunu vurguluyorlar. Kadın Sorunları Araştırma Merkezi Başkanı Necla Arat , kadın üzerinde olumsuz etkileri olan kürtajın, aile planlaması yöntemlerinin öğretilmesi durumunda azaltılabileceğine dikkat çekiyor.

Arat, kırsal kesimde hâlâ geleneksel tavır sürdürülerek bilim dışı yöntemlerle kürtaj yapıldığını anlatıyor.Arat, ”Buna rağmen kırsal kesimde kadınlar çok çocuklu, çünkü büyük bir kısmı hala dini açıdan kürtajı sakıncalı görüyor” diye konuşuyor.Arat, 1983’de kürtaj yasallaşmadan önce, kadınların büyük bir çoğunluğunun doğum sonlandırma sırasında hayatını kaybettiğine dikkat çekerek, kürtajın yasallaşması ile birlikte bu ölümlerde azalma olduğunu ifade ediyor.Avukat Canan Arın ise özellikle evliliği bitmek üzere olan kadınların kürtaj yaptırdığını belirtiyor, ve kürtajı ”öncelikle kadının daha sonra da ailenin bileceği bir iş” olarak niteliyor. Çok çocuk doğurmanın ya da kadının kısırlaştırılarak hiç çocuk yapmamasının insan haklarına aykırı olduğunu anlatan Arın şöyle devam ediyor:

”İnsanların bakamayacağı kadar çok çocuk yapması, beraberinde eğitim, sağlık, trafik gibi sorunları da getiriyor. Devlet okullarının eğitiminin kötüleşmesi, sağlık hizmetlerinin yetersiz kalması sözkonusu.Bu durumda doğan bu kadar çocuk ne olacak? Büyük bir çoğunluğu özel hastane ve eğitim kurumlarına yönelecek, yani özel sektör beslenecek.” Türkiye Aile Sağlığı Planlama Vakfı (TAP) Genel Koordinatör Yardımcısı Nurcan Müftüoğlu da gençlerin ilk cinsel ilişkilerinde doğum kontrol yöntemi kullanmadıkları için kürtaja başvurduklarını belirtiyor .

Kürtajın ticari boyutuna da dikkat çeken Müftüoğlu, kürtajın yaygınlığının nedenlerini şöyle sıralıyor: ”Aile planlamasında modern yöntemlerden çok geleneksel yöntemler kullanılıyor. Modern yöntemlerin de doğru kullanılamamasından bazı sorunlar doğuyor.Ve doğum kontrol yöntemleri hakkında danışmanlık yapılmıyor.Doktorlar konuyla ilgili bilgi veriyor, ancak danışmanlık yapılmıyor.Doktorların danışmanlık ile ilgili bilgi ve becerilerinin geliştirilmesi gerekiyor.”

NOT; ABD DE HRISTIYANLIK dunyasinda onlarca yillardir, rahime dusen her canlinin dogmasi desteklendiginden, oldurulmeyi-kurtaji onlemek icin; genc ve yalniz anne adaylari, HATTA tecavuze ugrayanlar, yalniz kadinlar hamile kalip da kendince bir bebegi istemediginde, simdi de halen devam bu sistemde, danismanlik sosyal calismalari ile kendilerine yardimci olunuyor;anne kendi istegi ile bebegi doguruyor ve ondan sonra bir daha bebegini gormuyor.Evraklar da muhurleniyor ve iki tarafa da artik asla bilgi verilmiyor yasadiklari surece.Ancak iki taraftan biri ilerki yillarda simdi basvurursa otekini tanimak icin, mesela genetik bir hastalik vs caresi olarak gereken bilgilere ulasmak vs gibi nedenlerle de olabilmekte bu ve de her iki taraf da bunu kabul ederse ancak birbirlerini yillar sonra ilk defa taniyorlar.Boyle 30-40 hatta 50 yil sonra birbirine kavusan,bulan anne ve cocuklar var! Bebekler devlet sosyal sistemi icinde once foster denen, devletin bakimi icin ailelere para vererek baktirdigi evlerde, ailelerde bakiliyorlar;sonra ya bu ailelerden biri, ya da baska bir aile talip olup tamamen nufuslarina alarak,soyadlarini verip cocugu,bebegi ailelerine ilave ediyorlar.Biyolojik anne ve birlikte yasanan anneler cok farklidir ABD de!Bu sistemin catlaklarinda yok olan cocuklar oldugu gibi,hala bu uygulama sistemin bel kemigi ve savunulmaktadir;insan hayatina verilen degerin semboludur!Insancil ve sefkatle yaklasmak ve toplum olarak sorumluluklari el birligi ile paylasmaktir.Kurtaj care olmamalidir.HAMILE KALMAYI ONLEMEK VE OGRENMEK ZORUNDAYIZ!!!!!!

HIV VIRUSU NASIL BULASIYOR?

HIV kan, meni (sperm dahil, ayrica penis=erkeklik organi basinda bosalmadan cok once gorulen kaygan sivi dahil), kadinda vajina sivisi, veya hasta kisinin anne sutu hasta olmayan birisinin vucuduna bir bicimde girdiginde bulasir.

HIV vucuda su sekillerde girer;

  • Anusten =rektumdan=makattan,
  • vajinadan
  • penisten
  • agizdan
  • oteki mukuslu deriden( mesela gozler veya burnun icinden ),
  • kesiklerden, catlaklardan,yaralardan, CIZIKTEN, UCUKTAN, sivilceden( hepsini bantlayiniz surekli!!!) veya
  • damardan ( enjektorle uyusturucu,vs vs yaparken).
  • Deligi, catlagi, kesigi, yarasi,CIZIGI vs olmayan saglikli deri,cilt HIV ve oteki viruslere ve bakterilere en iyi ENGELDIR.

Ayrica bir kisiden otekine HIV bulasmasi en cok su sekillerde olmaktadir;

  • HIV li hasta bir kisi ile yapilan cinsel/seksuel iliski ile (anal, vajinal veya agiz=oral seksi ile)
  • HIV li hasta bir kisi ile siringa/enjektorle damar icine uyusturucu paylasmak
  • HIV li anneden bebeklere hamilelikte veya dogumda veya anne sutu verirken (ozellikle de AZT ile tedavi edilmeyen annelerde)

HIV ayrica hasta kan verilmesi veya kan pihtilasmasini temin faktorleri iceren hasta  kan urunleri ile de bulasabilir.Ancak 1985 ten beri, ABD de tum bagislanan kanlar HIV testine tabi tutulmaktadir.Bu nedenle Abdde kan verilmesi veya kan urunleri yolu ile HIV olma riski cok dusuktur.ABD kan stoklari dunyadaki en emin kan stoklari icindedir.Bazi saglik gorevlileri HIV li kanli ignelerin yanlislikla eldiven ustunden vs kendilerine batmasi ile HIV olmuslardir ABD de.Bazen de daha da ender olarak, hastanin acik yarasi vs ile ugrasirken saglik gorevlisinin gozune, burnunun icine sicrayan kan tanecikleri nedeniyle HIV olmaktadirlar.(Ama bunlar icin de ameliyatlarda vs genis plastik/seffaf maskeler takilmaktadir)

HIV HAVADAN, SUDAN, SINEKLE, BOCEKLE VEYA GUNLUK SOSYAL TEMASLA BULASMAZ.GUNLUK SOSYAL TEMASLA ASLA BULASMAMISTIR BUGUNE KADAR.

Anestezi Tipleri

Vücudumuz milyonlarca sinir hücresinin beyin ve spinal kord (omurilik) ile bağlantı kurduğu mükemmel bir iletişim ağına sahiptir. Bu iletişim ağına sinir sistemi denir, iç organlar ve deriden kalkan mesajlar bu sistem sayesinde ayırt edilir. Bu uyarılar hızla sinir uçlarından spinal korda oradan da beynin ilgili alanlarına ulaşarak emosyon, duyu, hareket ve düşünce olarak algılanır. Üç değişik anestezi şekli (lokal, rejyonel ve genel) özel noktalardaki ağrı uyarıları iletisini keser. Örneğin ayağınıza küçük bir cerrahi işlem yapılacaksa doktorunuzun seçeceği lokal anestezi yeterli olabilir. Lokal anestezi sağlayan ilaçların verildiği bölgedeki sinirler uyuştuğu için ağrı uyarıları bu bölgeden sinir sistemine geçmez. Fıtık onarımı gibi bir ameliyatta rejyonel anestezi seçilebilir. Rejyonel anestezi ile geçici olarak vücudun büyük bir parçasındaki sinir grupları ya da omurilik uyuşturularak ağrının beyne ulaşması engellenir.
Büyük bir ameliyat geçirecekseniz (kalp cerrahisi gibi) ya da genel durumunuz açısından herhangi bir endikasyon varsa seçilecek anestezi türü genel anestezidir. Genel anestezi geçici ve kontrollü bir bilinç kaybıdır, bu sayede sinir sisteminden gelen ağrı uyarıları algılanmaz. Bu anda herhangi bir uyarı işlem görmez ve siz ağrı ile tanışmazsınız.

Cinsel Hastalık Belirtileri

Cinsel bulasici hastaliklarin belirtileri, semptomlari sunlar olabilir;

· Seks organlariniz veya agiz ustunde, civarinda gorulen yaralar, ucuklar, sivilceler vs

· Idrar yaparken=iserken agri veya yanma hissi

· Penisten veya vajinadan kokulu veya garip gorunumlu akinti

· Seks organlarinin ustunde, civarinda veya icinde kasinma,sisme veya agri

Bu belirtilerden herhangi biri dahi varsa, veya hicbir belirti yoksa dahi boyle bir hastalik kapmis olabileceginizi dusunuyorsaniz, hemen en yakininizdaki Cinsel Bulasici Hastaliklari Onleme Kliniklerine (bizde ise ne yazik ki bu zincir saglik kurumlar olmadigindan, simdilik erkekler urologlara, kadinlar ise jinekologlarina basvursunlar!) basvurunuz.Unutmayin bircok cinsel bulasici hastaligin belirtisi yoktur-ozellikle de KADINLARDA!!!!!!

Eger cinsel bulasici hastaliginiz varsa tedavinize derhal baslayiniz! Evde alacaginiz onlemler,koca kari tavsiyeleri,ilkel inanclar asla ise yaramaz! Eger cinsel hastaliginiz varsa sunlardan emin olun;

· Sizden hastalik kapmis olabilecek tum partnerlerinizle konusun.Test olmalari icin yureklendirin-tavsiye edin.Tekrar hastalanmamak icin her iki partnerin de ayni anda tedavi olmalari sarttir.

· Tekrar yeniden ayni hastaliga tekrar tekrar yakalanmamak ve de hastaligi baskalarina da bulastirmamak icin, doktorunuz uygundur deyinceye kadar cinsel temastan uzak durun tedavi sirasinda.

· Tedavi planinizi aynen uygulayin ve kendinizi iyi hissetseniz dahi TUM ILACLARINIZI BITIRIN.Tekrar doktora giderek iyilesip iyilesmediginizden emin olun.

·

Eger cinsel bulasici hastalik kapmis olmak sizi endiselendiriyorsa, uzgunseniz, doktorunuza,ya da Cinsel Hastaliklari Onleme Kliniginden danisman/terapistle gorusmek istediginizi soyleyin.(universitelerde de bu bolumler talebeler icin kurulmalidir)

CINSEL BULASICI HASTALIKLARLA ILGILI GERCEKLER:

§ Her yil okullarda ve medyada da surekli egitilmelerine ragmen, 12 milyon Amerikali’da cinsel bulasici hastalik teshis edilmektedir, bunlarin da cogu 12- 45 yas arasindaki genc yetiskinler.

§ Uyusturucu ve alkol kullanmak cinsel bulasici hastalik alma riskinizi cok arttirir cunku bu maddeler akil-zihin-mantik-karar verme ve kondomu gerektigi gibi kullanma kapasitenizle sizin araniza girerler, engellerler.

§ Damar icinden yapilan uyusturucular ise HIV ve hepatit B ve oteki cinsel bulasici hastaliklar riskinizi artirirlar cunku bu kisiler enjektorleri, igneleri paylasirlar cok siklikla.

§ Ne kadar cok seks partneriniz olursa ( ayni anda olmasi sart degil, birbiri arkasina ), HIV ve oteki cinsel hastaliklari alma riskiniz o kadar yuksektir.Cunku bu kisinin enfekte,hasta olup olmadigini bilmek cok zordur veya sizden baska risk faktorleri yuksek kisilerle de gecmiste ve/veya halen yatip yatmadigini asla bilemezsiniz.

§ Bazen yeni enfeksiyonda hicbir belirti olmayabilir veya semptomlar, belirtiler baska hastaliklarla karistirilabilir.

§ Hic kimsenin yuzune bakarak, o kisinin HIV li mi, AIDS li mi ya da hepatit B , C li mi veya oteki cinsel hastaliklari da var mi asla anlayamazsiniz!!!?

Herpes Belirtileri

Herpes tekrar aktif olmadan onceKI ikaz isaretleri , BELIRTILERI ise soyle  :

§         kasinti,

§         uyusma, karincalanma ,

§         veya lezyonlarin, ucuklarin vs cikacagi yerlerde agri hissedilir.

§         Bunlarin hissedilmesinden 1-2 gun sonra da ucuklar, sivilceler, agrili lezyonlar cikar.

§         Bazilarinda kalcalarda, bacaklarin arka tarafinda ve hatta bel tarafinda arkada agri vardir.

Bazi  herpesli kislerde kasinma, uyusma, agrili donem ve lezyonlar hic gorulmeyebilir. Bazilarinda da o kadar hafiftir ki belirtiler, senelerce anlasilmaz enfeksiyon.ABD de her 4 kisiden birinde genital herpes vardir.Bunlarin da 1/3 cunden azina teshis konmustur ve lezyonlari yasadiklarini bildirmislerdir.

Herpes belirti ve semptomlari olmadan  da aktif olabilir mi? HSV nin aktif donemlerinde mutlaka yara, ucuklar, sivilceler, ucu su dolu gibi sivilceler veya kasinti goruldugu sanilmaktaydi.Sonra arastirmacilar bu virusun bu belirtiler olmadan da aktif olabilecegini ogrendiler.Buna ” taninamayan herpes “de denmektedir.Bu terim su uc nedenle cok sikca yasanmaktadir:1-Bazi lezyonlar gorulmuyor veya hic bakilmayan yerlerde cikiyor, 2-Bazilari da ters donmus killa vs karistirilmakta mesela 3- bazilari da ciplak gozle asla gorulememektedir!

Herpes ne siklikta  aktif olur? Arastirmacilar HSV tipine ve kisinin ne kadar uzun suredir herpesli olduguna bagli diyorlar.

§         HSV 2 genital herpeste, sene icinde bircok defa olacaktir, ortalama 4-5 defa. Belirtileri olmayan aktif donemler de yasayacaklardir, bunlar belirtileri olanlardan daha az yasanacaktir, 1/3 cu gibi .Genelde, ilk sene en aktif senedir.

§         HSV1 ise genital bolgede cok farkli olusur.Tip 1 enfeksiyonda belirgin ilk nobet vardir ama ilk sene dis belirtiler daha az olur.Senede bir defa semptomlari belirgin, gorulebilen aktif donemleri vardir, taninamayan, belirgin olmayan aktif donemleri de azdir.

Herpesin aktiflesmesine,  tekrarlamalarina ne sebep oluyor? Pek fazla anlasilamamakla beraber, kisye gore degismektedir. Arastirmacilara gore uzun sure guneste kalmak agizdaki herpesi (denize, kayaga gitmek gibi) harekete gecirmektedir.Genital herpeste ise ameliyat travmalari ve genital bolgede  fazla surtunme sebep olmaktadir.Zamanla insanlar kendi vucutlarinda fiziksel veya psikolojik olarak neyin herpesi harekete gecirdigini taniyabiliyorlar.

Herpes Hastalığı

Herpes nedir? Sikca rastlanan ve  genelde hafif bir enfeksiyondur.

§         Ucuklara ve atesten dolayi olan kabarciklara, baloncuklara sebep olurlar agizda veya yuzde ki bunlara HSV1= agiz herpesi denir ama genital bolgeye de bulasir, veya

§         genital bolgede, cinsel organlarimiz civarinda, kalcalar, bacaklarin ust kisminda, vs   olanlara da HSV2= genital herpes denir.

Herpese ne sebep  olur? Iki virustur sebep: HSV1 ve HSV2 virusleri.Herpes oteki sik rastlanan viral enfeksiyonlardan bircok yonde cok farklidir.En onemlisi de herpes artik vucudumuzda omur boyu kalir!!!Virus vucutta sinir sistemi icinde gezer, saklanir, resmen sinir koklerinde uzun donemler boyunca uyur, yani aktif degildir bu donemde. Bu HSV nin o anda ucuklara veya genital belirti ve semptomlara sebep olmamasidir, sonra uyaninca bu semptomlara sebep olacaktir.

Ilk genital  herpesi aldiginizda ne olur? Kisi ilk defa HSV1 veya HSV herpes virusu 2 ile enfekte oldugunda, bagisiklik sisteminin bu viruslere karsi cikmasi henuz tam gelismemistir ve virus sonraki donemden cok daha hizli ve cok cogalir hemen.Ilk donemde ilk belirtiler bu nedenle cok belirgindir.Virus bulastiktan iki hafta sonra genelde ilk belirtiler baslar.Bazen de ilk belirtiler cok hafiftir, anlasilmaz bile.Sonra , belki aylar belki yillar sonra farkedilecktir.

Ilk belirtiler genelde virus bulastiktan sonra kisa surede farkedilir yogun sekilde.Bu ilk belirtiler doneminde genelde kucuk sivilceler, veya icinde su var gibi kucuk sivilcemsi kabarciklarlarseklindedir ve sonra bunlarin ustleri kabuk baglar sanki kucuk kesikler gibi.Ama herpes isaretleri cokd egisik sekillerdede olabilir.Bazen cok belirgin, bazen gormesi zor, agrili veya hic belirtisiz olabilir. Ilk belirtilere rastlanan donem 2-4 hafta arasinda surer ve tam olarak iyilesebilir (tedavi degil, sadece belirtilerin gecmesi!)Bu surede kisilerde ikinci ucuklar, sivilceler vs cikabilir, nezle-grip gibi belirtiler olabilir, ates olabilir ve ozellikle de kasiklarda lenf bezlerinde sisme vardir.Antiviral ilaclar ile tedavi ilk nobette =ilk belirtilerin goruldugu donemde  standarttir ve iyilesmeyi hizlandirabilir.

Tekrarlayan herpesin belirtileri  ve isaretleri nelerdir? Bir donemden otekine, kisiden kisiye  belirtiler degisebilir. Ciltte, cinsel organlar civarinda, ustunde, yakininda  lezyonlar ve gayri muntazamliklar, kizarikliklar, patlamalar, sivilceler, ucuklar gorulur.Bazilarinda kucuk yaralar, otekilerde klasik ucuklar gibi ustu kabuklu lezyonlar gorulecektir.Tekrarlayan herpes nobetinde sure , ilk nobetin yarisi kadar kisa olur.Bazilari birkac gunde iyilesir.Bunlar sinek vs isirigi, kasinti, mantar, hemoroid ve oteki seylerle karistirilir.Sadece penis ve kadin organinda degil, anus yakininda, bacaklarin ust kisminda baldirlarda, popoda, velhasil organlariniz cevresinde herhangi bir yerde ,yakininda gorulebilir bu belirtiler.

Kondom Nasıl Kullanılır

DOGUMDAN ITIBAREN HER YAS GRUBUNA SADECE YASININ GEREKTIRDIGI KADAR, COGUNLUKLA KUCUKLERDE ISE COCUGUN SADECE SORDUKLARINA, AMA DURUST VE DOGRU CINSEL/SEKSUEL/BIYOLOJIK BILGILER VERILMELIDIR.

BUNU DA ABD DE UZMANLAR SAPTAMISLAR VE BELIRLEMISLERDIR.YILLARDIR DA UYGULANMAKTADIR.ISTE SIZE TUM KAYNAKLAR.

KONDOM NASIL KULLANILIR:

§         Kondomlar mutlaka lateks olmalidir; ustunde cinsel bulasici hastaliklari onledigi yazmalidir ve son kullanma tarihi yazilmis olmalidir, son kullanma tarihi gecmemis olmalidir. Cepte, cuzdanda, arabada, sicakta 1- 2 saatten fazla tasinmis kondomlari kullanmayin.

§         http://www.cdc.gov/nchstp/dstd/disease_info.htm

§         KONDOMLAR SADECE BIR DEFA KULLANILIR.

§         Her vajinal, anal, oral (penis-agiz temasinda)  mutlaka tarihi gecmemis, uygun sartlarda muhafaza edilmis yeni lateks kondom kullanin.Kondomu penise gecirmek uzere hazir olmadan, onceden yuvarlayarak hazirlamak vs icin acmayin.

§         Penis ereksiyonu gerceklestikten sonra = sertlestiginde hemen  ve penisiniz partnerinizin henuz  hicbir yerine ASLA degmeden, kondomu penisinize gecirin ucunda spermlere  1- 2 cm havasi alinmis yer birakarak ve yuvarlayarak. Mutlaka bu kisimda hava kalmadigindan emin olun ki kondom yirtilmasin, patlamasin.Buraya sperminiz dolacak.

§         Kondomun kenarlarindan tutarak (ve ucunda 1- 2 cm den biraz fazla bosluk birakarak ve uctan iki parmakla sikarak havasini da bosaltip  sperme yer hazirlayarak), yuvarlayarak penisin kok tarafina kadar takin.Eger su bazli KY silk-e veya Astroglide gibi markalardan birini ,sivi jel su bazli lubrikant= nemlendirici , yani sahsi kayganlastirici su bazli sivi kullaniyorsaniz bunu, yoksa kondomun disina , ucuna biraz temiz su kullanin.(Penisin ucuna bir damla surulerek kondom takildiginda da, hassasiyeti arttirir.)

§         Eger kondomun yirtildigini, patladigini vs hissederseniz, hemen durun, penisin kok kismindan kondomu elle tutarak dikkatlice geri cekilin ve yeni kondom takin.

§         Bosaldiktan hemen sonra ve penis yumusamadan once, kondomun penis kokundeki agzini elinizle yakalayarak yavasca, dikkatlice geri cekilin.

§         Kondomu cikartmak icin, penisten yavasca cikartin, cekin, spermlerin ASLA dokulmemesine dikkat edin.

§         Kondomu kagit mendil vs ile sarin ve baskalarinin kazara dahi olsa degmeyecekleri bicimde cope atin.(Tuvalete atmayin, kanalizasyon problemlerine sebep olur)Sonra ellerinizi sabun ve bol suyla uzun uzun yikayin.

http://www.siecus.org/pubs/fact/fact0011.html Kondomlar. Lutfen okuyun.