Behçet Hastalığı Resimleri

Behçetin Ülkelere Göre Dağılımı

Behçet Hastalığının Görülme Sıklığının Coğrafi Dağılımı

Behçette Minor oral aftlar

Behçette Minör Oral Aftlar

  • %80 sıklıkta
  • Genelde 1-3 adet, bazen daha fazla
  • 2-10 mm büyüklükte
  • 1-15 günde iyileşir
  • Skar bırakmadan iyileşir

Behçet in Majör Oral Aftları

Behçette Majör Oral Aftlar

  • %10 sıklıkta
  • 1-6 haftada iyileşir
  • Entero-Behçetle ilgili
  • Prodromal dönem daha şiddetli;ateş,bölgesel LAP vs. olabilir
  • Derin, çok ağrılı, skar bırakır

Behçetin Göz Tutulumu

Behçette Göz Tutulumu

  • %10’da BH’da ilk bulgudur.
  • %80-90 bilateraldir.
  • Japonya’da edinilmiş körlüğün en sık sebebi
  • Görme kaybı sıklıkla tekrarlayan üveit atakları sonucunda gelişir.
  • Görme kaybı hastaların %25’inde olur ve göz tutulumunun başlangıcından görme kaybına kadar geçen süre yaklaşık 5 yıldır.

Behçette Venöz Tutulum

Behçette Venöz Tutulum

  • BH’da prognozu belirleyen önemli bir bulgudur.
  • % 10-37 sıklıkta görülür
  • Venöz lezyonlar arteryelden 2 kat daha sık
  • Tüm çapta damarlarda tutulum
  • Vasküler tutulum erkeklerde daha sık ve ağır
  • Tekrarlayan trombozlar

Paterji Testi
                      Paterji Testi

 

 

“Behçet Hastalığı Resimleri” üzerine 249 yorum

  1. arkadaşlar mrh. bende yıllardan beri behçet hastasıyım ilk zamanlarda çok üzüldüm çok ağladım ama ne kadar gereksiz olduğunu anladım.önemli olan dik durup allaha tevekkül etmek üstümüze taşıyamıyacağımız yükü yüklemez nasılsa.10 yıldız behçet hastasıyım eskiye göre daha iyiyiyim ağrıları evet çok zor çok acı veriyo ama insan zamanla alışıyo o ağrılarla yaşamaya.ALLAH HERKEZE ACİL ŞİFALAR VERSİN.

  2. yaa bende behçet hastasıyım herkese acil şifalar yaa bend e sabahları kalktığımda eklem ağrıları olmakta gözdede kızarıklıklar istda en güzle neresi tedavi yapar yardımcı olmanızı istiyorum çok acil cevap yazarmısınız msn adresim stell_ist@hotmail.com bekliyoırun

  3. Benim de ağzımda sık sık çıkan aftlar sebebiyle KOÜ Tıp Fakültesi Hastanesi’nde Dermatolojiye gittim.Aftlarım için ne yapacağımı internetten araştırıken,Behçet Hastalığı olma ihtimalini okuyunca gittim.Çok şükür dün öğrendim ki yokmuş bende Behçet…Tüm Behçet hastalarına acil şifalar diliyorum.Kontrollerinizi ve ilaçlarınızı ihmal etmeyin.Moralinizi de yüksek tutun.

  4. bende 3 yıldır behçet hastasıyım çok bi hastalık allah herkese şifa versin

  5. bana 2000 yılında çapada teşhis koyuldu. 2003’de de gatada teşhis tekrarlandı. ağızda aft, genital bölgede sıvı bir iltihap, ve bu iltihap bittiğinde leke olarak kalıyor. paterji testi pozitif çıktı. bunun yanında sırtınızda yoğun görülen sivilceler ve özellikle sabah uyandığınızda şiddetli bel ağrısı ve hemen yorulmak.

    yaklaşık 2 – 3 sene kadar istanbul çapada takip edildim. sonra hem ilaçları hem de takibi bıraktım. yaşım 35. yaş ilerledikçe, sanırım şikayetler geçiyor. fakat yorgunluk hiç geçmedi. ilaçları düzenli kullanmak gerekli. moral çok önemli. her şey allahın takdiri ile. görelim mevla neyler neylerse güzel eyler deyip, allahtan şifa isteyelim. herkese geçmiş olsun.

  6. Buradaki yazilanlari bastan sona okudum, cogu karamsarca yazilmis gercekten.. Tabii cekilenleri ancak yasayan bilir, Allah yardimcimiz olsun hepimizin. Ama intihardan falan bahseden arkadaslari gorunce cok uzuldum, lutfen boyle dusunmeyin. Sadece nefes aliyor olsak bile sukrunu yeterince yapamayiz unutmayin. Intihari akla getirmek bile Allaha karsi isyan sayilir, aman dikkatli olun. Ben de behcet hastasiyim 3 yildir, kolshisin kullaninca agrilarim epey azalmisti. Sonra ihmal ettim, bir ay kadar ilac kullanmayinca tum siddetiyle eklem agrilarim yeniden basladi, yolda topallaya topallaya yuruyorum.. Siz ne yapin ne edin ilaclarinizi ihmal etmeyin. Allaha emanet olun. Selim.

  7. merhaba arkadaşla ben 2 yıldır behçet hastasıyım tedavıme bezmı alem unıversıtesınde devam edıyoyum hastalıgımın bana verdıgı en kotu yonu kansızlık onun ıcınde serum tedavısı yapılacak ınsallah ileşicem allah herkese acil şifalar versin ……..sizler doktor tavsıyesi vereyım goztepe egıtım ve arstırma hastanesınde romatolojı doktoru varmıs h.çhakkımnda ıyı ovguler duydum ınsaalah bende o doktora gıtmek ıstıyorum sızlerede tavsıye ederım

  8. Öncelikle herkese geçmiş olsun diyor allahtan şifalar diliyorum.Denizci4 arkadaşım sana sesleniyorum roman yazmışsın başından geçenleri anlatmışsın ama ne dr ismi vermişsin ne de kullandığın ilaçları yazmışsın daha açklamalı konuşmanı rica ederim çapa tıp faültesinde ki dr İLKNUR TUĞAL TUTKUN mu? kullandığın ilaç ROFEREON mu? biraz daha aydınlatırsan sevinirim. Bu arada sitedeki herkese sesleniyorum mail adresim nazar_degmesin4@hotmail.com 4 yıldır bende behçet hastasıyım sağ gözümden rahatsızım ama çok şükür şimdilik durumum iyi dr larım sağolsun ellerinden geleni yapıyorlar konuşmak bilgi almak isteyen varsa rahatlıkla ekleyebilir tekrar geçmiş olsun.

  9. denizci4 kardeşim kusura bakma aşağıdaki yazılarına bakmadan ilk yazdığın yoruma bakarak sana cvp verdim diğer yorumlarında az da olsa açıklama yapmışsın tekrar özür.:))

  10. arkadaşlar üzün süredir yazmıyordum allah açok şükür ben şimdilik iyiyim ama bana gidebileceğim çok iyi bir doktor tavsiye edebilirmisiniz

  11. s.a bütün hasta müminlere ve özellikle behcet hastalarına allah c.c. şifa wersin.bende 10 yıldır behcet hastasıyım bu hastalık mewcut sikayetlerıyle basladı we dahada cok ılerledı akcıyerıme kadar ulastı hemoptizi şikayetim cok sıkça dewam ettı 2 yıldır ankara hacettepe romatoloji bölümünde tedawı görüyorum kemoterapi aldım we hala kemoterapi iğnesi alıyorum son ıkı yıldır kemoterapı tedawısınden sonra we daha önemlisi allahın yardımıyla ıyılığime kawustum bu hastalıkta en önemlı olan ilacın morel olduguna ınanıyorum herkese şifalar dılıyorum

  12. Allah ım herkese acil şifalar versin. sanırım ben de behçet hastasıyım:( ağızda ve genital bölgede sıklıkla aftlar çıkıyo. ve ağrılı şişlikler de var. ama bana bunu dermatoloji söyledi. romatolojinin mi bu teşhisi koyması gerek ? henüz bi ilaca başlamadım. İlaç kullanılınca aftlar azalıyo mu ilaç ne şekilde etki ediyor? Bilen varsa yazsın lütfen. Çok geçmiş olsun. Allah dermansız dert vermesin

  13. Değerli arkadaşlar öncelikle hepinize geçmiş olsun diyorum. Herkese acil şifalar dilerim. Daha önce yazmış idim bilmeyenler için bir daha belirtmek isterim,
    Bu hastalığın tedavisi daha doğrusu atakların vereceği zararları önlemek ve kontrol altına almak için mutlaka tedavinizi doğru yerde yaptırmalısınız. Yanlış yerlerde zaman kaybı birçok kalıcı hasara neden olabilir. O sebeple benim dönemimde Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Romatoloji Ana Bilim dalı Behçet araştırma polikliniği var idi ve bu konuda en kapsamlı bilgi deneyim tecrübe orada var idi. Yaklaşık 16-17 sene geçti şimdi pek çok üniversitemizde Behçet Hastalığı ile ilgili poliklinik açılmış olabilir. Oralarada gidebilirsiniz. Eğer yok ise Cerrahpaşa bu konuda çok deneyimli bir kurumdur. Behçet Hastalığından korkmayın, geç kalmaktan ya da yanlış teşhis ve tedaviden korkun. Geçmişte bu deneyimi yaşamış biri olarak bu bilgiye ihtiyacı olanlar için bir kez daha yazayım dedim. Cenab-ı Allah hepinize şifalar versin. Geçmiş olsun..

  14. bende multipl skleroz bilinen adıyla emes hastasıyım ağzımda çıkan aftları araştırıyorum bazende baçağmda egzama benzeri yaralar oluyor bende yoksa behçetmiyim 🙁

    emesle behcet birbirine benziyor ikisininde tedavisi yook Rabbim Dua edenlerin Duasına icabet etsin..

  15. allah herkese acılşifalr versin bendede var  bu  illetden ilac kulanıyorum ama genede sıkıntı ve  morwl bozuklu oldundan ilacda bazen fayda etmiyor oyüzden morel bozmayacaz arkadaşlar am şu zamanda morel bozmak elde deyil bu  iletin sonucu yokm u bilen yokmu artık kurtulmak  isdiyoruz  saygılar 🙁 🙁

  16. ilk önce hepinize allahtan şifa dilerim bende 4 yıl önce behçet hastalığı geçirdim ağzımda yaralar ve bacağımda çok kötü damar şeklinde kırmızı izler oluştu ama şimdi çok iyiyim allahım bana yardım etti karşıma prof.dr.süleyman özbeki çıkardı şuan çok çok iyiyim herkese tavsiye ederim çünkü bunun nasıl bir hastalık olduğunu çok iyi biliyorum allahım hepinize şifa versin…

  17. ben behçet hastasıyım benimde dilimde sık sık yaralar çıkar.Kırmızı lekeler oluşuyor.Bunun nedeni romotoloji bölümünde behcet başlangıcı diye tanığ koydu kortişin ilaç kullanıyorum.Ama iyi değilim.Acil şifalar dilerim(L)

  18. hepinize allahtan dilerım kı ıyı olasınız ben fransada lope hastanesınde tedavı oldum ve behcet hastalıgını yendım ve bundan kurtulmak ıstıyorsanız hep ıyı yonden bakın kı ıylesesınız cok kotu bı hastalık herkese allah şifa versın ben mardınlıyım esirim_4700@hotmail.com gıtmek ısteyen varsa bılgı verebılırım

  19. Arkadaşlar yazılanların çoğunu okudum.ALLAH hepinize şifalar versin.benimde ağzımda aftlar çıkıyor. 10-15 günde geçiyor. 2 senedir de eklem ağrıları çekiyorum. şişlik olmuyor.yorgunluk, kalp çarpıntısı nefes darlığı da var.kardiyoloji kalpte sorun yok dedi.ayrıca üşüme ile birlikte ağrılarım artıyor .bende de bu hastalık olabilir mi? Szler de de böyle sorunlar varmıydı?bana cevap yazarsanız sevinirim.DERDİ VEREN ALLAH DERMANINI DA VERİR İNŞAALLAH.

  20. 6 yıldır tanı koydular benim sadece ağız genital bölgede yaralar cıkıyor ama yaşamak cok zor inanın bazen yaşamak insana acı veriyor kimse bu hastalığı bilmedığı icin paylaşamıyorsun kimseyle ama bunun mutlaka tedavisi olması lazım ama yok bu insanın zoruna gidiyor eğer bildiğiniz bir tedavi varsa lütfen yazın herkese sağlıklı mutlu bir hayat behcetsiz bir yaşam diliyorum

  21. ”Rabbin bal arısına vahyetti: Dağlarda, ağaçlarda ve onların kurdukları çardaklarda kendine evler edin. Sonra meyvelerin tümünden ye, böylece Rabbinin sana kolaylaştırdığı yollarda yürü-uçuver. Onların karınlarından türlü renklerde şerbetler çıkar, onda insanlar için bir şifa vardır. Şüphesiz düşünen bir topluluk için gerçekten bunda bir ayet vardır.” (Nahl Suresi, 68-69) 
    Bal, yukarıdaki ayetlerde vurgulandığı gibi “insanlara şifa” olma özelliği taşımaktadır. Bilimde en ön sıraları alan ülkelerde balın insan sağlığı açısından öneminden ötürü arıcılık ve arı ürünleri artık başlı başına bir sektör ve araştırma alanı olmuştur. Balın yararları genel hatlarıyla şöyle sıralanabilir:Kolayca sindirilir. (…)Süratle kana karışır; hızlı bir enerji kaynağıdır. (…)Kan yapımına destek olur. (…)Antimikrobiktir. (…)Antioksidandır. (…)Vitamin ve mineral deposudur. (…)Yaraların tedavisinde kullanılır. (…)Bu bilgilerden de anlaşılacağı gibi bal “şifa” yönü son derece güçlü bir besindir. Kuşkusuz bu da sonsuz kudret sahibi Allah’ın indirmiş olduğu Kuran’ın mucizelerinden biridir.

    2. İddianın Geçersizliği
    Mucize yalancılarının sunduğu gülünç iddialardan biri de yukarıya alıntıladığımız ”baldaki şifa mucizesi”dir. Dikkat ediniz, burada ”mucize” olarak adlandırılan balın özellikleri değil Kuran’da bunların geçiyor olmasıdır. Uzun uzun, bilimsel terimler kullanarak balın gıda özellikleri sıralanmış ve bu bilgiler ayetten çıkıyormuş gibi bir izlenim oluşturulmak istenmiştir. Oysa ayetten çıkan tek bilgi balın şifalı oluşudur.
    Balın şifalı olduğunun henuz günümüzde tespit edildiğini, bunun da Kuran’da 1400 yıl önceden bildirilmiş olduğunu söylemek doğru olabilir mi? Balın tarihine baktığımız zaman 4000 yıl önceden şifasının bilindiğini ve hastalıklarda kullanıldığını görüyoruz.
    Araştırmalar mağaranın duvarında bal toplayan kızın resminin 16 bin yıl önce yapılmış olduğunu göstermektedir. 7.000 Yıl önce orta Anadolu’da insanların planlı bir şekilde arıcılıkla uğraştığı bilinmektedir. Eski Mısırlılarda 4.000 yıl önce çok gelişmiş bir arıcılık kültürü mevcuttu. Yanı sıra günümüzde ilkel olarak yaşayan kabilelerin balın kutsallığına inandıklarını, dini törenlerde önemli yer verdiklerini izliyoruz. Hititlerin, Sümerlerin, Mısırlıların, Eski Yunanlıların, Romalıların ve daha birçok eski kültürün balı ilaç olarak kullandığını, tarihte ün yapmış hekimlerin her derde deva olarak kabul ettiklerini görmekteyiz. Hititlerin çivi yazısıyla yazdıkları toprak levhalardan günümüzden 4000 yıl önce arıcılığı tanıdığını öğreniyoruz. Levhalardaki reçeteler Sümerler ve Hititlerin balı hastalıklarda kullandıklarını göstermektedir. Papyrus Smith’de balla hazırlanmış birçok reçeteyle karşılaşmaktayız. Piramitlerde ağızları hava geçirmeyecek biçimde kapatılmış bal küpleri ve Kraliçe Hepçesut’un armasında arı bulunması Mısırlıların bala büyük değer verdiğini gösteren delillerdir. Romalı hekimler balın çok güçlü bir panzehir olduğuna inanıyorlardı. Mısırlı, YunanRomalı, ve Arap hekimler balı göz hastalıklarında kullanmışlardır. Hippokrates hava ve suyla eş değerli görüyor, tüm hastalıklara karşı kullanıyordu. Asklepiades ise ruhi ve sinirsel hastalıklarda kullanıyordu. Plinius, Dioskorides ve birçok hekimin çeşitli hastalıklara karşı yalnız bitkilerle karıştırarak veya şurup-merhem olarak da kullandıklarını görüyoruz.
    bkz: Bal’ın TarihiAyrıca: Geschichte der Biene (Almanca)
    Bal, Muhammed’in yaşadığı dönemin Arap toplumunda da çok yaygındı. Hem şifa amaçlı yiyecek olarak kullanılırdı, hem de baldan türlü şerbetler yapılır ve içilirdi. Muhammed’in kendisi de birçok hadisinde baldan ve balın şifalarından bahsetmiştir. Kısacası Kuran’da balın ”şifalı” olarak vasıflandırılmasından herhangi bir mucize çıkarmaya çalışmak ancak okuyucunun zekâsına hakaret olarak adlandırılabilir.
    Bütün bunların yanısıra balın bir de ”şifalı” olmayan yönlerini dikkate almak da gerekir.
    Örneğin yukarda kısaltarak alıntıladığımız mucize yalanı metninde uzun uzun balın antibakteriyel özelliği vurgulanmış fakat önemli bir gerçek de bu arada hasıraltı edilmiştir:
    Bal 1 yaşından küçük çocuklara niçin tavsiye edilmemektedir?
    Nedeni balda Clostridium Botulinum bakterisinin bulunma ihtimalinin olması ve bu bakterinin bebeklerde “bebek botulizmi” denilen bir hastalığa neden olmasıdır. Bu bakterinin sporları çevremizdeki havada, toprakta, tozda ve ham tarımsal ürünlerde bulunmaktadır. Bu sporlar erişkinler ve çocuklardaki gelişmiş bağışıklık ve sindirim sisteminden dolayı problem teşkil etmezken 1 yaşından küçük bebeklerde bağırsak mikroflorasının yeterince gelişmemiş olmasından dolayı botulizme neden olabilmektedir.=>Kaynak

    Ayrıca günümüzün bilimi, halk arasında hala yaygın olan, balın şeker hastalarına (diabet) iyi geleceğine dair inanışın yanlış olduğunu da göstermektedir. Aksine balın her türlüsünün, hiç şeker katkısı olmayan, gerçek kara kovanlarda oluşan balın bile şekeri yükseltici etkisi vardır.bkz.: Şeker Hastalarına Bal Uyarısıayrıca: Şeker Hastalığı ve Bal

    3. Sonuç
    Balın şifalı bir gıda olduğu henüz son yıllarda keşfedilmiş değil aksine zaten Kuran’dan çok önceki medeniyetler tarafından da bilinen ve kullanılan bir özelliktir. Günümüzün bilimi sadece bu şifa özelliğinin sebeplerini çözümleyebilmiştir fakat bunun yanısıra hiç de ”şifalı” olmayan etkilerini de bulmuştur.
    Her halükârda Kuran’da balın şifalı olarak geçmesinin ”mucize” olarak adlandırılabilecek yanı yoktur.

    Benim öyle Bir Hastalığım yok lakin sevdigim kız behçet hastası aramadığım yer kalmadı araştırmadıgım yer kalmadı kitabımdan baska seyede inanmam RABBİM şifa versin arkdslar.

  22. PEYGAMBERİMİZ’İN ŞİFA DUASI
    . Âise (r.a.)”den rivâyete göre Rasûllah (s.a.v. kendilerine bir hasta getirildiginde söyle duâ ederlerdi;
    “Ezhib”l be”se Rabbin”nasi esfi ve entes”safi la sifae illa sifauke , sifaen la yügadiru sekama”(Bu hastaligi gider ey insanlarin Rabbi! Sifâ ver, çünkü sifâ verici sensin. Senin verecegin sifâdan baska sifâ yoktur. Öyle sifâ ver ki hiç bir hastalik birakmasin)
    Allahim bana vermis oldugun bu hastalik sana sukur vesilemdir ..Hicbir kuluna dayanamayacagi yuku yuklemezsin, Bana ve ummeti muhammede de sifalar nasip eyle yarabbim Amin…
    Rabbim yardımcınız olsun esen kalın.

  23. KUR’AN’IN IŞIĞINDA BALIN FAYDALARI Peygamber Efendimize bir adam gelerek: – Kardeşimin karnı ağrıyor, bir rivayete göre de: – Kardeşim ishal oldu, der. Bunun üzerine Peygamber efendimiz de: – “Bal şerbeti içir” buyurmuştur.Adam ikinci ve üçüncü defa gelip hastalığın geçmediğini söyleyince Peygamber efendimiz yine: – “Bal şerbeti içiriniz” demişti.Tekrar gelerek: -“İçirdim fakat ishali ve ağrısı geçmedi” deyince Peygamber aleyhis’selatü vesselam : – “ALLAH sözünde doğrudur, fakat kardeşinin karnı yalancıdır” buyurdu.Peygamber Efendimiz ‘in : “ALLAH sözünde doğrudur” buyurması, Cenab-ı Hakkın şu ayetine işarettir: “Onların karınlarından renkleri çeşitli bir şerbet (bal) çıkar.Onda insanlar için bir şifa vardır”.(Nahl : 16/69) Balın bir çok faydaları vardır ; – Barsaklardaki, damarlardaki ve diğer organlardaki pislikleri temizler. – Yenmesi ve haricen sürülmesi, vücut salgılarını düzenler. İhtiyarlara ve balgamlılara faydalıdır. – Soğuk algınlığını önler. Besleyici, tabiatı yumuşatıcı, içine atılan maddelerin özelliğini koruyucudur. – Hoşa gitmeyen ilaçların özelliklerini değiştirerek hoşa gider hale getirir. – Göğsü ve ciğerleri temizler, idrarı artırır, balgamın doğurduğu öksürüğe iyi gelir. – Gül yağıyla birlikte sıcak sıcak içildiği zaman, uyku sersemliğini giderir. – Eğer suyla karıştırılmış olarak yalnız başına içilirse, mantar zehirlenmesine karşı faydalı olur. – İçine taze et konulduğunda, etin tazeliğini üç ay süreyle korur. Aynı şekilde içine Acur, Hıyar, Kabak ve Patlıcan atıldığında bu sebzelerin tazeliğini koruduğu gibi, birçok meyvenin tazeliğini de altı ay süreyle korumaktadır. – Ölünün cesedini de bir süre bozulmadan muhafaza eder.(Mumya malzemelerindendir.)Bu özelliklerinden dolayı bal’a “Güvenilir Koruyucu” adı verilir. – Bitlenmiş bir insanın bedenine ve saçına sürüldüğü zaman bit yumurtalarını öldürür. Saçları uzatır, güzelleştirir ve yumuşatır. – Eğer bal gözlere sürme gibi sürülürse gözlerin kararmasını giderir. – Eğer bal ile diş fırçalanırsa dişleri beyazlatır, pasını giderir, dişlerin ve diş minesinin sağlığını korur, damarların ağızlarını açar ve (kadınların) adet kanını getirir. – Sabahleyin aç karnına balın yalanması, balgamı giderir, midenin iç yüzündeki saçakları oluşturan lifleri yıkar, midedeki artıkları dışarı atar, sıcaklığını normal derecede tutar, tıkanıklıklarını açar.Bu faaliyetleri ciğer, böbrekler ve mesanede de aynen yapar. – Bal ciğerdeki tıkanmalara ve dalaktaki hastalıklara tüm tatlıların içinde en az dokunanıdır. Bütün bunlarla beraber, kötülüğünden emin olunan, zararı az olan, safralılara rastlanırsa zararlı olan bir besin maddesidir. Safralılara olan zararı, sirke ve benzeri maddelerle giderildiği takdirde onlar için son derece faydalı bir hale gelir. Bal, besinlerle birlikte besindir, ilaçlarla birlikte ilaçtır, meşrubatla birlikte meşrubattır. Tatlılarla birlikte tatlıdır, kaymakla birlikte kaymaktır, rahatlatıcı besinlerle birlikte alındığında bir rahatlatıcıdır.Eski alimler sadece bal’a güvenir, tedavide ondan yararlanırlardı.Eski alimlerin eserlerinde şekerin adı geçmez ve onu bilmezler, zira şeker, zamanımızın bir olayı, yakında ortaya çıkan bir besin maddesidir. Peygamber efendimiz balı aç karnına suyla birlikte içerlerdi, bunu yapmalarında koruyucu hekimlik açısından ancak zeki ve erdemli bir insanın anlayabileceği açık bir sır vardır. Peygamber efendimizin bal hakkındaki anlattıklarını şöyle açıklayabiliriz. Bahsedilen olayda adamın karın ağrısı fazla yemekten doğan hazımsızlıktandır. Peygamber efendimiz , mide ve barsakların kıyı ve köşelerinde birikmiş olan fazlalıkları dışarıya atması için bal içmesini emretmiştir, zira bal mideyi temizler ve fazlalıkları dışarı atar.Mideye, yapışkanlıklarından ve kayganlıklarından dolayı besinlerin yerleşmelerini önleyen yapışkan ve kaygan maddeler sıvanmıştı, midenin cidarlarında liflerin uçlarının oluşturduğu saçaklar vardır, bu saçaklara yapışkan ve kaygan maddeler takılıp kaldıklarında, mideyi ve içindeki besin maddelerini bozar.Bu durumda mideyi tedavi etmek, mideyi bu maddelerden temizlemekle mümkündür.Bal, temizleyiciliği yanında bu hastalığın en iyi ilaçlarındandır.Özellikle sıcak suyla karıştırıldığı zaman. Peygamber efendimizin bal içmesini tekrar istemesinde açıkça tıbbi yönden bir anlam vardır. Burada anlatılmak istenen şey, ilacın miktar ve dozunun, hastalığa uygun olması gerektiğidir. Eğer ilaç az gelirse hastalığı tamamen gideremez. Eğer fazla gelirse vücudun direncini zayıflatarak başka bir hastalığa yol açar.Peygamber efendimiz , bal içmesini emrettiğinde adam hastalığın direncine kafi gelecek derecede içirmemişti.Bu nedenle de hastalık iyi olmamıştı.Peygamber efendimize hastanın iyi olmadığını haber verdiğinde içilen miktarın yeterli olmadığını anladı, hastalığın inadettiği kendisine iletildiğinde o da tekrarda ısrar etti,böylece içilen ilaç miktarının hastalığın direncine denk olmasını sağladı.Hastalığın gerektirdiği kadar içilince ALLAH’ın izniyle hastalık iyi oldu.İlaçların miktar ve dozlarını, hastalığın ve hastanın gücüne göre ayarlamak, tıb kurallarının en büyüklerindendir. Peygamberimizin :”ALLAH doğrudur, kardeşinin karnı yalancıdır” sözünde bal şerbetinin faydasının gerçek olduğuna işaret vardır. Hastalığın geçmemesi, doğrudan doğruya ilacın kusuru değildir.Ancak içindeki bozuk maddelerin çokluğu nedeniyle midenin ilacı kabul etmemesi de buna neden olmuştur.Buna bağlı olarak Peygamber efendimiz de ilacın tekrar tekrar kullanılmasında ısrar etmiştir. İnsanlar hastalandıklarında birçok ilacı vücutlarında denerler. Amaç hastalığın çaresini biran önce bulmaktır. Fakat bu arada önemli bir konuyu göz ardı ederler. Almış oldukları ilaçların vücutta meydana getirdiği tahribatlar, insan vücudunu geri dönüşü olmayan bir yola doğru götürdüğünü hiçde düşünmezler. Bu ilaçlar tıbbi ilaçlar olmakla beraber, aynı zamanda bitkisel ilaçlarda olabilmektedir. Bu anlamda en büyük zararı vücudumuzun ayakta kalmasını ve hastalıklarla mücadele etmesini destekleyen karaciğer görür. Karaciğer hemen herşeyden olumlu veya olumsuz etkilenebilmektedir. Karaciğer sadece bir örnektir. Vücudumuzdaki diğer organlarda karaciğere bağlı olarak veya tek başına bu ilaçlardan olumsuz bir şekilde etkilenebilmektedir. Hz. Allah’ın insanlara şifa olması amacı ile arılar vasıtası ile ulaştırmış olduğu hakiki bal, bu ve bunun gibi birçok olumsuzluklara karşı vücudu korumakta ve aynı zamanda bağışıklık sistemini güçlendirmektedir. Şimdi düşündüğümüz zaman dirençli bir vücutlamı hastalıklarla mücadele edilir, yoksa sürekli yıpratılan bir bünye ilemi mücadele edilir. İnsanlar Nahl Suresi 68-69. ayeti kerimelerin mealini anladıklarında birçok kişi için çok geç olacaktır. Balın sadece kahvaltıda tüketilen bir gıda maddesinden ibaret olduğunu düşünürsek hata etmiş oluruz. Bu düşünce Ayeti Kerimeyi hala anlayamadığımızı ortaya koymaktadır. Balın sadece kahvaltı için tüketildiğini düşündüğümüz zaman, balın hakiki olup olmaması o kadarda önemli olmadığı gibi bir düşünceyi beraberinde getirir. Rastgele bal adı altında satılan ticari nesneleri yemiş oluruz ki bu da yine insan sağlığı için çok büyük bir tehdittir. Ticari amaçla üretilen ballarda glikoz denen bir madde var ki insan sağlığını kansere kadar götürmektedir. Hakiki Bal, Hakiki Bal, Hakiki Bal. Kendinizi ve sağlığınızı önemseyin. Bu ayrıcalıktan yaralanın. Rahatsızlıklar ve Şifa Kaynağı Kanser Hastalığı: Hırvatistan’daki Zagreb Üniversitesi tarafından yapılan yeni araştırmaya göre, bal kansere yakalanma riskini azaltıyor. Aynı zamanda içerdiği flavonoid isimli antioksidan madde sayesinde, var olan tümörün küçülmesine yardımcı oluyor ve büyümesini engelliyor. Araştırmanın başında bulunan Profesör Ivan Basic, “Henüz kanserli hücrelere nasıl saldırdığını ve onların küçülmesine nasıl yardımcı olduğunu belirleyemedik. Ancak çoğunlukla meyvelerde bulunan flavonoid maddesinde arıların ürettiği her şeyden bolca var. Bu gerçekten çok büyük bir buluş” dedi. Flavonoid maddesi kanı sulandırarak kalp hastalıkları riskini de azaltıyor. Uzmanlar ayrıca, bal yiyenlerin hiç bal yemeyenlere oranla çok daha uzun yaşadıklarını da belirlediklerini de açıkladı. SABAH – 04/12/2004 – Kansere karşı bal rejimi BBC NEWS | Health | Honey ‘could help fight cancer’ Guatr ( Guatır ) : Tiroidin genel anlamda büyümesine GUATR adı verilmektedir. Büyüyen bir tiroit dışardan görülebilir veya boynun bir veya iki tarafında şişlik şeklinde hissedilebilir. Bazen de hastalar boyunlarının sıkıldığını ifade ederler. Büyüme; düzgün ( difüz guatr ) ya da yumrulaşmalar şeklinde ( nodüler guatr ) olabilir. Her iki halde de ya guatr normal çalışıyor ( ötiroit guatr ) ya fazla çalışıyor ( hipertiroidik guatr veya toksik guatr ) ya da az çalışıyor olabilir ( hipotiroidik guatr ). Çalışma bozukluğu olan guatrların yarattığı yakınmalara daha sonra değinilecektir. çalışma bozukluğu olmayan düzgün büyümelerde genellikle sorun olmaz., ancak hasta kötü kozmetik görünümden ya da nefes darlığından yakınıyor olabilir. Astım : Astım, nefes borusunu, bir başka deyişle, hava yollarını – akciğerlere hava taşıyan küçük tüpleri – etkileyen bir durumdur. Astımlı biri, astımı tetikleyen bir şeyle temasa geçtiğinde, hava yollarının duvarları çevresindeki kas gerilerek hava yolu daralır. Hava yollarının yüzeyleri iltihaplanıp şişmeye başlar. Genellikle sümük ya da balgam oluşur. Tüm bu tepkimeler hava yollarının daha daralıp tahriş olmasına neden olur ve astım belirtilerinin ortaya çıkmasına yol açar. Bronşit : Bronşit bir çeşit akciğer iltihaplanmasıdır. Akut bronşit ve kronik bronşit olarak iki çeşidi vardır. Akut bronşit grip gibi hastalıklarla beraber görülebilirken, kronik bronşit daha ciddi bir iltihaplanmadır ve mutlaka tedavi gerektirir. Akciğerlere giden havayollarının iç yüzündeki zarın iltihaplanmasıdır. Akut ve kronik olarak iki gruba ayrılır. Akut bronşit : Genellikle grip, kızamık, boğmaca veya tifo gibi hastalıklar sırasında görülür. Sisli ve soğuk havalarda çok rahatsız olurlar. Hastalığın başlangıcında kuru ve ağrılı öksürük, az yapışkan balgam, sonraları sümüksü cerahatli balgam ile hafif ateş ve halsizlik görülür. Mutlaka tedavi edilmesi gerekir. Kronik bronşit : Bu çeşit bronşitte; havayollarını yağlayan bezler büyümüş, iç yüzlerinde bulunan tüyler görevini yapamaz olmuştur. Mutlaka tedavi edilmesi gerekir. Her iki bronşitte de yapılacak ilk iş sigarayı bırakıp istirahat etmektir. Böbrek İltihabı : Böbreklerin iç kısımlarının iltihaplanmasıdır. Tıp dilinde piyelonefrit adı verilir. İki çeşiti vardır: Akut Böbrek İltihabı : Ani olarak ortaya çıkan, titreme, kaburga altlarında ve yanlarında başlayıp, kasıklara kadar yayılan bir ağrı ile kendini gösterir. Sık sık idrara gitmek ihtiyacı duyulur. İdrar çıkarken de yanma ve ağrı hissedilir. İlk önlem olarak belin iki yanına sıcak su torbası konur. Bol su, limonata ve açık çay içilir. Kronik Böbrek İltihabı : Akut böbrek iltihabının gereği gibi tedavi edilmemiş olması, kronik böbrek iltihabının başlıca nedenidir. Hastada iştahsızlık, ateş, halsizlik, baş ağrısı, ağrılı idrar etme ve bel ağrıları görülür. Yapılacak ilk iş, bol bol meyva suları içmek ve aşağıdaki reçetelerden birini uygulamaktır. Ayrıca tuz ve hayvani gıdalar azaltılmalıdır.  

    Arkdslar Balı kullanın tek care düzenli ve kararlı olun Rabbim Şifa verisin Esen Kalın..
    Saygılarımla:  Gaffar ADANIR

  24. selam. bu illetle savasan herkese Allah c.c.’tan acil sifalar diliyorum. behcet hastaligi ile ilgili pek bilgim yok  ama sorum cok… hepsini burda soracak degilim ama ögrenmek istedigim en önemli sey var.

    behcet hastaligiyla mücadele eden bayan arkadaslarim!  bu hastalik evlenmeye engelmidir? sevgilim sirf bu hastaliktan dolayi evlenme teklifimi reddettide 🙁

  25. sayin nazar: size behcet konusunda bilgi vermek istiyorum benim hanim 2005 den itaberen bu hastalikla tanisti
    ve son bir yilda bir care bula bildik bunu da tasdüfen Universite hastanesi Tübingen (Almanya) arastima yapip ispat etmis
    bu konuda UNI Profesorlari calisiyor avrupa icinde behcetin artmasi görünüyor ve verdikleri bilgileri kendi doktorumuza gösterdik
    ve dokdorumuz ayni tedaviyi uyguladi sonuc cok iyi behcet bütün vicudundan kayip oldu ve 3 aydir sorun yok
    tabi tavsiye edilen ilaclarla..
    isterseniz derin bilgi verebiliriz ilac konusunda.
    saygilar.

  26. evet unutmayim bazi temeler önemli hanimin yasi simdi 40 ve 5,5 yildir bu hastalikla savasiyor vicudun kol ve bacaklarda ilk karsilasmasi son dönemde gözün/dudaklarinda dilerde etraflarinda cikmaya baslamisdi
    agrilardan cok rahatsiz oluyordu bu konuda derin bir sekilde arastirdik
    sag olsun internett bize cogu konuda yardimci oldu bir universite klinigin de cok iyi bilgiler buldum
    behcet konusunda temmel arastirma yapiyorlar ve bilgilerini sayfalarinda acikliyorlar
    buyurun size sayfanin linkini acikliyorum.:http://www.medizin.uni-tuebingen.de/webim2/morbus.htm

    herkese gecmis olsun diyorum sizlerde faydalanin allah yardimciniz olsun tekrar gecmis olsun gercekten cok agir bir hastalik buraya verdigim ilaclari lütfen doktorlarinizla konusun kendi basiniza tedavi yapmayin ilaclari acikliyorum günde sabah 1 defa Decortin 5 mg (Merck almanya sirketin izinnr.:8452.00.00 ) bir de sonbahar ciceginden üretilmis dogal bir ilac — ((zehirli dikat)) — güde iki defa
    ilacin ismi günde 2 defa saba 1 aksam 1 colchicum-Dispert (Ysatfabrik almanya sirketin izinnr.:6076003.00.00) insallah sagliginiza kavusursunuz isterim sizde kurtulun iyi iylesmeler baglanti kurmak istiyenler icin email:sabahattiny@web.de

  27. tekrar Allah tan Acil şifa diliyorum. Geçenlerde yine yazmıştım. Doktor behçet teşhisi koydu ve kortizon ilacı verdi. Fakat eczacım mümkün deil bu kadar yüksek dozda kortizon kulllanman dedi ve kortizon da yüksek yan etkiye sahip. Tedavi görenler yardımcı olabilir mi? Doktora güvenmeli miyim? Yoksa ilacı bırakmalı mıyım? Yardımcı olursanız sevinirim. Geçmiş olsun herkese

  28. herkese gecmıs olsun.. benım annem 15 yıldır behcet hastası ılk once gozle basladı kapandı gozlerı sonra bacaklarına yuruyemez oldu.. sımdı akcıgerlerınde ve akcıgerlerınden 5 senedır kan kusuyo.. doktorlar kalbıne atarsa kurtaramayız dedıler.. ankaraya goturduk annemı doktorlar tedavısı yokk yurt dısınada gıtsenız sadece para harcarsınız dedıler kesınlıkle gecmıyen bı hastalıktur 15 senedır mucadele edıyoruz.. suan gozlerı goruyo ama nezaman agladı sınırlendı gozlerınde yıne kapanma oluyo kesınlıkle strese gelmeyen bı hastalıktır hep mutlu olucak.. 3ayda veya 4 ayda kan kusuyo hastaneye hatırıyoruz behcette bunlar oloucak alısın bıze dedı doktorlar.. tedavısı yok bulan varsa lutfen yazsın.. herkese gecmıs olsun

  29. gerçekten çok zor allah herkesin yardımcısı olsun ben çevremde ağzı yara olanları görüyorum ve çok üzülüyorum rabbim herkese şifasını versin kimseye acı çektirmesin çünkü çok zor

  30. hastalık vücudumuzun yine vücudumuza karşı bir savası bir tedavisi yok evet ama insan kendi kendinin doktoru olmalı ben 9 yıl önce tanıştım hastalıkla ilk teşhis konulduğunda dünyam yıkıldı ağrılar sızlamalar gözlerimdeki uçuşmalar fln derken zor dönemler geçirdim hastalığı iyi tanıdım bu zaman içinde çok araştırdım çok doktora gittim şu an istanbul ünv. tedavi görüyorum ama inanın tedavisi yok denilen hastalıkla baş edebiliyorum ben kendimi iyi hissedip moralimi yüksek tutuktan sonra çok rahatım tedaviye düzenli olarak uymak gerek herkes hastalıktan sonra sakin bir hayat bekledi benden ama ben aksine o kadar zorluyorumki kendimi moralim iyi olduktan sonra bünyemi güçlü tuttuktan sonra ALLAHIMın inancıyla ben direnirim bu hastalığa o yüzden ne kadar genç yaşta yakalanmış olursanız olun ne kadar acı çekerseniz çekin moralinizi yüksek tutmak çok önemli HEPİNİZE GEÇMİŞ OLSUN ACİL ŞİFALAR…

  31. slm arkadaslar öncelikle tüm hastalara ALLAH tan şifalar diliyorum behçet sıkıntısı bendede 3 yıldır var müthiş şekilde eklem agrıları cekiyorum kosmayı unuttum ve 5´´10 dakikadan fazla yürüyemiyorum tedavimi ankara ibni sinada sürdürüyorum dert ALLAH tan şifada ALLAH tan rabbimize sonsuz şükür

  32. yasemin kortizonu bende kullandım ama sadece 16 mg günde ve en fazla 3 ay oda mide koruyucu lansor ilacıyla fazlası tehlikeli diger iç organları haddinden fazla tahriş ediyor örnegin böbrekleri dikkat et ALLAH acil şialar versin

  33. s.a arkadaşlar bende behçet hastasym yıllardr bu acıları çekiydm gtmdğm doktor kalmadı nere gittiysem vitaminszlik demir eksikliği falan dedilr kullanmdğm vitamn ve kan ilacı kalmadı yinede geçmedi en son geçen sene behçet tanısı kondu şimdi kolşisum kullnyrm cerrahpaşada tedavi görüyorum haziranda konturolm var bakalmhayrlısı RABBİM hepimize şifalar versin inşallah

  34. yasemin arkadaşım çok geçmiş olsun ilaçlarını sakın ihmal etme doktorunun tavsiyesini dinle zamanla hastalığın iyiye gidecektir ve ilaçların dozunu düşüreceksin en önemlisi moralini yüksek tut unutma ki behçet hastalığı bir yaşam biçimidr onunla yaşamayı öğrenmelisin karamsar olma göreceksin söylediklerimi yerine getirirsen hastalığının olduğunu dahi unutacaksın sana söyleyeceklerim bu kadar İLAÇLARINI İHMAL ETME.

  35. hepinize çok geçmiş olsun…ağzımda benimde çok sık aft çıktığı ve bir kere gözde uveyt atağı geçirdiğim için behçet şüphesiile araştırıldım ama kesin bir teşhis konulamadı.bu teşhis konulmuş arkadaşlar patarji testi yapılmış mıydı? pozitif mi çıkmıştı? yardımcı olursanız sevinirim..

  36. Merhabalar çocukluğumda saç diplerimden sivilceler çıkardı ve ne olduğunu bilemezdik ta ki 1981 yılında askere gittiğimde genital bölgemde sivilceler çıktı revire gittiğimde tabip asteğmen bunun Behçet hastalığı olduğunu söyledi benimle dalga geçiyor sandım ama doğruymuş döndükten sonra uzun yıllar samatya ssk hastanesinde tedavi gördüm birçok atak zamanında yatarak tedavi gördüm neticede şuan yaşım 49 bir çocuğum var ve hayat devam ediyor size tavsiyem bunu kabul edin yani bu illet hastalıkla barışık olursanız çok sakin ama sevmediği şeyleri yaparsanız belirtileri çıkıyor bilindiği gibi ağız yaraları,genital bölge yaraları,şişlik , eklem ağrıları,ateş ve bitkinlik. Barışık olmak demekle ne kastediyorum stres yok,sıkıntı yok,kendinizi üşütmeyin soğuk havalarda ağız içi aftlar çok çıkıyor birde ağız yarası olmadan çaresine bakın yani ağzınızı çok temiz tutun ki yara oluşmasını önleyin yara olunca fırçalayamıyorsunuz. ganital bölgeler için ise temizliğin çok önemi var mümkünse günlük banyo yapın ciddi faydasını göreceksiniz .

    Belki inanmayacaksınız bunları yaparsanız hiç belirtisi olmuyor.40 senedir behçet hastasıyım gelin görün inanamayacaksınız hiç yaşımı göstermiyorum yeterki kendinize bakın bu hastalık şeker hastalığından daha kötü bir hastalık değil sıkmayın canınızı sormak istediğiniz bir şey olursa yazın (koksalacm@gmail.com)

  37. arkadaşlar benimde sadece ağzımda devamlı yara çıkıyo yaklaşık 1 yıldır bugün doktora gittim tahlil yaptırdı cuma günü sonuçlanacak behçet hastalığını inceledim gördüm allah bütün hastalarımıza acil şifa versin çok korkuyorum şuan çıkacak sonuçtan

  38. merhaba ben Bilge ve 37 yaşındayım, öncelikle herkese acil şifalar diliyorum.. benden 2 yaş küçük bir kız kardeşim daha var o da benim gibi belki de daha kötü.. 37 yıllık FMF hastasıyım çok illet bi hastalık arkadaşlar.. bebekliğimden beri hastayım sizin anlayacağınız.. evet bu hastalık genetik malesef.. ben çok iğne ve ilaç kullandım çocukluğumdan beri hastanelerden çıkmayız, ama nafile.. 18 yıl boyunca penadur 1.200 ünite kullandık ama en azından kalbimi ve böbreklerimi korudu.. ben de sizler gibi behçet miyim bilmiyorum ama 1 – 2 defa behçet testi yaptırdım kollarımdan; çıkmadı. çalışamıyorum sigortam da yok şu an. yeşilkart da vermiyorlar. ilaçlarımı güç bela alabiliyorum ama yine de şükürler olsun bu halime diyorum ve önceden nefes bile almıyodum ben. hayat çok zor gerçekten de ve 15 yaşından itibaren bacaklarımda vücudumun her yerinde kaşıntılar oluşmaya başladı hala yara izleri var ve bu durum 15 yıla yakın sürdü. sonra tekrar ağzımın içine vurdu yaralar ve uzun süredir geçmez oldu.. son 10 yıldır ağzımdan yaralar eksik olmuyor ve  çocukken de vardı ağzımın içinde yaralar çıkıyordu ve dişlerimin içinden kan geliyor hala..  aftlar çıkıyor ve ben mahvoluyorum özellikle de yağmurlu nemli havalarda.. regl dönemlerinde ve dışında ishal veya kabız şeklinde barsaklarım etkileniyor, acile kalktığım zamanlar oluyor.. benim de bacaklarımda şişlikler ve aşırı karın atakları geçiriyorum özellikle yorulunca üzülünce ve üşütünce.. müthiş migren şeklinde baş ağrıları yaşadım uzun yıllarca ve ta ki ben colhısen dispert ya da kolsin ilacını içince ağrılarımda % 50 azalma oldu ama yetmedi ve 2 senedir tekrar penisilin iğne bu sefer penadur üretilmediği için 3 haftada bir deposilin 2.400 ünite kulanıyorum. o da yeterli gelmiyor; ayakta kaldığım zamanlar aneljezik ilaçlar kullanıyorum. benim hayatım bu hastalık üzerine kurulmuş acımasız bir oyun gibi ve keşke herşey kabus olsaydı.. arkadaşlar ama yine de hayata neşeyle bakın diyorum ve eğer kadınsanız evlenip çocuk yapmanızı öneririm ve her doğumda biraz daha güçlü olursunuz emin olun çünkü benim kız kardeşim evli ve doğumdan sonra daha rahatladı. ilaçlarınızı ihmal etmeyin üzüülmeyin içinize atmayın.. sağlıkla kalın 😀

  39. mrb herkese.öncelikle bu hastalıkla mücadele edenlerin Allah yardımcısı olsun ve de Allah acil şifalar versin inşallah.benimde annem bu hastalıla savaşıyor.onu karşımda çaresiz görmek beni mahvediyor.şimdi de ayak bileği şişti ve çok ağrı yapıyor.doktorlarında söylediği hiç bişey yok.keşke elimden bişey gelse de bu hastalığı yok etsem.annemi kaybetmekten çok korkuyorum.umarım herkes bu hastalığı yener ve eski sağlığına kvuşur.

  40. merhaba arkadaşlar yine ben bu siteyi paylaşan arkadalara bilgi olsun bn de nettn vakit buldukça araştırrma yapıyorum ve şu an bir ilaçla ilgi birisinin bir yumunu okudum size aynen aktarıyorum ve çok mantklı bence..
    • Benim de ağzımda aft çıkıyor. Diş doktorum bu ilacı önerdi ve aft ilk çıktığında çok küçükken uygulandığında etkili oluyormuş. Aldım ve deneyeceğim. Aft genelde bağışıklık sistemi düşük olduğu için çıkıyor.Genelde bayanları adetten bir hafta önce yakalıyor. Çünkü vücut strese giriyor ve ağız mukozası da bakteriyel açıdan çok yoğun. Çıkınca da ağrısı çok şiddetli. Umarım bu ilaç etkili olur. Çıkmaması için de bazı yöntemler var. Bir eczacı arkadaşımda da aynı aft sorunu vardı. Altı ay kalsiyum,demir, magnezyum üçünü birarada içeren vitamin kullandık ve aft çıkmadı.

  41. Valla ben öncelikle bu illetten hasta olan arkadaşlara geçmiş olsun Allah ü Taala şifa versin diyorum çok illet bi durum gerçekten ama az önce yine net araştırmasında kesinlikle vitamin hastalığı olduğunu ögrendim. vitaminler.org dan bakın arkadaşlar ne bilgiler var ve biz kesinlikle beslenememişiz diyorum. Bağışıklık sistemimiz çökmesin de ne yapsın ve bir de ben size bu aftlarla ilgili bir gargara vereyim kesin etkili inanın en pahalı ilacı almıştım bi ara ismini hatırlamıyorum ama geçmedi ben de baba tavsiyesine uyup 1 limon sıkıp içine bir çay kaşığı tuz katın ve ağzınızı bu gargarayla her yudumunu 10 dak boyunca bekletin vedökün, biraz canınız acıyacak sızlayacak ama inanın o dönemki atağınız yeni bir yaraya kadar düzelecek emin olun..  

  42. arkadaşlar yine ben Bilge.. nasıl gelişme var mı, arkadaşların dediklerini deniyor musunuz!.. valla ben şimdi yoğurt deniyorum yoğurdun faydalarını bir bilseniz  benim dil yaralarıma iyi geliyor.. hergün deneyin ve 125 gr yeseniz yeterli ben geceleri yiyip yatıyorum. vücut metobolizmam kuvvetlendi resmen hepinize Allah tan acil şifalar diliyorum.. kendinize sağlıklı bakın..

  43. Merhaba ben ipek e cevap vermek istiyorum. Bu hastalık lanetli gibi valla.. mide de şişer, ağrı da yapar, migren de.. çünkü damarlarınızın her bir hücresinde iltihap dolaşır malesef.. o nedenle iltihaba iyi gelen herşeyi deneyin derim. Sağlıcakla kalın..

  44. bende var behcet hastalıgı ama morelımı bozuyo agzımda beyaz yaralar cıkıyo yemek yiyemıyorum su bile içemiyorum bazen delirticek gibi oluyo 

  45. Meraba benim eşim behçet hastası 3
    Yıldır evliyiz eşimde 3buçuk yıldır 
    Çekiyor ve eşim ilaçlarını
    Düzenli kullanmıyor ne yapmam lazım ü
    Üstelik 2kızım var  :((((

  46. bu nasıl bi hastalıktır erken teşhisi konulmadı sol bacağımda yüzde 90 a varan güçsüzlük dengesizlik var sağ gözümde yüzde 400 a yakın görme kaybı var ve geceleri altıma idrar kaçırma gibi bi sorunum ar ne yapıcam bilmiyorum

  47. Bende behcet hastasiyim bende farketmedim ilk once hastagimi 2009 yilinda doktara gittim direk behcet hastasisin dedi doktor agzimda aft vardi ve vucudumda da vardi 3 ilac kullaniyorum ilaclarim deri incelmesi yapiyor ama mecburen icmek zorundayim en son gozume vurdu ilac kullandigim halde gozlerim gormede problem yasiyordum ameliyat oldum sukur simdi iyiyim ilaclarimi ictigim sure BU HASTALIGIN TEDAVISI YOK

  48. arkadaşlar yazılarınızı  okudum ve  korktum  benım agız yaralarm  var  ve  suan  arastırıyorlar  behcetten  bahsettiler  göz  anjısu  yapıl acak  ama  benım  vucudumda  yaralar  yok   beni  bilgilendirın  lütfen gurolagu52@hotmail.com

  49. Bütün hastalara çok geçmiş olsun. Oto immün sistem hastalıkları ancak bağışıklık sisteminin kendi dokularına verdiği zarardır. Ülseratif kolit. Crohn. Behçet bu hastalıklara örnektir. Bağışıklık sisteminizi harekete geçirip kendi dokularınıza saldırıyor olmasını mutlaka ama mutlaka bir sebeb tetikliyor olmalı. Bu belki beslenme alışkanlıklarınız. Belki psikolojik yapınız veya bedeninizdeki toksik etkiler olabilir. Siz hastalara tavsiyem sünnet üzere beslenmektir. Rafineri endüstriyel gıdalara olabildiğince perhiz yapmaktır. Bağırsak bozuksa bütün beden bozuktur. Kendi hastalığınızın yedavisine destek olun. Örneğin endüstriyel mayalar sizi bozuyor olabilir. Bir kaç gün mayasız ekmek pişirin yeyin. Hazır yoğurt peynir yemeyin vs… Bağırsak floranızı düzeltmeye bakın evde mayaladığınız yoğurttan bol bol tüketin moralinizi yüksek tutun allah şifa versin

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Spam Protection by WP-SpamFree